Sigaranın aslında radyoaktif olduğunu biliyor musunuz? | www.corek-otu-yagi.com

 

Sigaranın aslında radyoaktif olduğunu biliyor musunuz?

öncelikle şöyle başlayayım, hepimiz sigaranın akciğer kanserinde büyük etkisi olduğunu biliyoruz. bazılarının bilmediği ikinci bir etken de radon gazı. bu gaz yer altından kayalardan sızan doğal bir gaz. bu da akciğer kanseri yapıyor. özellikle hiç sigara içmediği halde, bodrum katlarında yaşayan bir çok insanın akciğer kanseri sebebi olmasının sebebi bu. yer altından sızan gazın yoğunluğu bodrum katlarında üst katlara göre daha yoğun. akciğer kanseri olanların 10’a birinin radon sebebiyle kanser olduğu düşünülüyor. türkiye de radon gazı yoğunluğu yüksek olan ülkelerden birisi. radon gazı ile ilgili şuraya bir göz atmanızı öneririm.

Radon Gazının Tehlikeleri

şimdi sigaraya gelelim, hepimiz sigaranın kağıdındaki arsenik, katran, civa vs gibi kimyasallardan dolayı kanser olunduğunu sanıyoruz değil mi? aslında bilmediğiniz çok pis şeyler var. içtiğiniz her sigara radyoaktif ve sigaradan akciğer kanseri olanların yarısı aldığı radyasyondan dolayı kanser oluyor.

“hadi canım ne alaka” diyorsunuz biliyorum, olay şöyle, bilinen en toksik element ‘polonyum 210’ adlı elementtir. radyoaktif bir maddedir, bizmutun, nötron ışımasıyla elde edilir. ilkel atom bombalarında tetikleyici olarak kullanılırdı. zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyumdan çok çok daha tehlikelidir. şöyle örnek vereyim 85gramı 85milyon insanın ölmesine sebep olabiliyor. bu sebeple özellikle ülkeler arası istihbarat örgütlerince suikast amaçlı kullanılıyor. bakın insanı öldüren toksik şeylerin sıralamasının videosu:

Toksisite Listesi

 

 

hatırlayanlar vardır, birkaç sene önce eski bir kgb ajanı olan alexander litvinenko, ingiltere adına mi6 için çalışırken, rusya’dan gelen iki ajan arkadaşının ziyareti sonrası rahatsızlanıp hastalandı. 2 günde öldü. önce karaciğer ve böbrekler, sonra akciğer ve en son kalp iflas etmişti. doktorlar anlam veremiyordu. vücudunda çok yüksek miktarda radyasyon görünüyordu. ajan olduğundan, devlet şüphelendi, istihbaratçılar eşliğinde alınan örnekler ingiltere’nin çok gizli bir nükleer üssünde teste tabi bulundu. alexander polonyum 210 ile zehirlemişti. diş fırçasında çok yüksek dozda polonyum 210’a rastlandı. ingiltere krize girdi, her yerde aramalar yapıldı, o iki ajanla uçağa binen herkes tarandı, sonunda birer birer avrupa ülkeleri rusya’yı suikastla suçlayıp bazı vatandaşlarını sınır dışı etti ve rusya’ya ambargo uyguladı. hala da devam ediyor. buyurun hikayesi.

Polonium Murder

hala sigara ile bunlar ne alaka diyorsunuz biliyorum, şöyle; amerikan philip morris gibi sigara üreticileri, bol miktarda tütün alıyor haliyle. açgözlü çiftçiler de tütün iyi gelişsin, yaprakları iri olsun diye bol bol kalsiyum fosfatlı gübreler kullanıyorlar. bu gübreler az oranda doğal uranyum 228 ve radyum 226 içeriyor. uranyum ve radyum toprağa geçip, doğal radon gazıyla etkileşime geçtiğinde polonyum 210 ve kurşun 210 elementleri oluşuyor. bunlar da büyüyen bitkiyle beraber tütünün yapraklarına yerleşiyorlar. aslında marlboro gibi sigara markaları ta, 1959’dan beri sigarada polonyum 210 olduğunu biliyorlar, ama bunu yıllarca saklıyorlar. ta ki yakın zamanda yapılan bazı bilimsel araştırmalar ve sigara üreticilerin eski araştırma verilerine ulaşılıncaya kadar. adamlar 40-50 yıl radyasyonlu ürün sattıklarını gizliyorlar. hâlbuki 1980’de tütünden asitle yıkama yöntemiyle radyasyonu temizlemeyi bulmuşlar. ama bunu kullanmamayı tercih etmişler neden mi?

birincisi, bunu üretimde ekstra bir maliyet olması. neden ekstra masrafa girsinler ki sizin sağlığınızı değil ceplerine giren parayı umursuyorlar.

ikincisi de, tütündeki radyasyonu temizleme yöntemlerinin, sigaradaki nikotinin beyne hızla geçerek rahatlama vermesini dolayısıyla, sizi kendine alıştırmasını absorbe etmesi. yani sigaraya bağımlılığınız devam etsin diye bu arındırma işlemini yapmamayı seçiyorlar. diğer katran vs filtrelerde biraz tutulurken, polonyum 210 direk ciğerlerinize radyoaktif madde olarak giriyor.

“türkiye atom enerjisi kurumu verilerine göre, sigaranın kimyasal zehrinden çok içindeki radyoaktif zehir daha etkili. günde 2 paket sigara içen bir kişi, 25 yılda radyasyon işçisinden 3 kat daha fazla radyasyona maruz kalıyor.”

“örneğin günde 2 paket sigara içen bir kişi içmeyene oranla 16 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma riski var.”

“almanya’da akciğer kanserinin % 80-90 kadarının sigaradan ve bunun yarısının da yukarıda açıklanan radyasyon dozundan kaynaklandığı kabul edilmekte.”

tam bu noktada insanın aklına şu gelmiyor mu, acaba kendi ülkemizin açgözlü üreticileri de çilek olsun, üzüm olsun, çay olsun, domates olsun gübreye abanıyor da abanıyor. radon bizde de var. aynı etki yiyeceklerde de olabilir. bu ne derecede inceleniyor, sağlık bakanlığı ne kadar araştırıyor, her gün içtiğimiz çay, yediğimiz domates de bizi sigara gibi radyasyonla zehirliyor mu? kim bilir. zaman gösterecek. bize ilkokulda çocukken yerli malı haftası ayağına çernobil’in döküntüsü radyasyonlu fındıkları yedirdiklerini unutmadık değil mi?

lütfen aşağıdaki linkleri ve videoları gözden geçirin ve sigarayı bırakmak, insanlara bıraktırmak için elinizden geleni yapın ve bu mesajı herkese yayın. şu an annem 4. evre akciğer kanseri, sigara kaynaklı olduğu kesin, 3 seneye yakındır çekiyoruz, çeken bilir. sağlığın değerinmi onkoloji bölümlerindeki hastaların halin gördüğünüzde anlarsınız. yine de ben içerim diyorsanız siz bilirsiniz. her koyun kendi bacağından asılır. evet hepimiz öleceğiz ama sürünerek ölmek var, sürünmeden ölmek var..

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*